< İnsan Kaynakları ve Reklam - Blogcu





Beden Dili

 

Sözcüklerin bazı zaman yetersiz geldigi, yada fazla geldigi olur ya hani, işte onların birşeyleri aktaramadıgı zaman devreye girerler. Kimi zamanda en olmadık yerde, olmadık anlamlar yüklenirler senin söyleyemedigin şeyi anlatır, bir çok şeyi ifade ederler.Sevinç ,üzüntü,korku,şaşırma diye bildigimiz ama sadecebunlarla sınırlı kalmayan vb. bir çok şey nedir, tabikide beden dili.


Bu haftaki yazımızda beden dilinden bahsediyoruz.İnsanların olmazsa olmazıdır.Ben beden dilini kullammıyorum diyemez hiçbir kimse; çünkü o öyle birşeydir ki sen farkında olmadan dahi alıcıya gerek beden ili olarak,gerekse fiziki mekan dili olarak birşeyler aktarmışızdır.
“Ben beden dilini kullamıyorum” derken dahi insanın dudak şekli ile alıcıya birşeyler ifade etmiştir.
Beden dili, mesajların kaynaktan alıcıya jest, mimik,duruş biçimi,tonlama,vurgu, vb. unsurlarla iletildigi en önemli unsurlarını oluşturur. Şuna dikkat çekmek isterim ki beden dili sadece insanların bir takım yapmış oldugu davranış ve fiziki özelliklerinden ibaret değildir.


Bugün bir mekan kullanımı, fiziki çevre de beden dilinin atlanmaz ayrıntılarıdır.Bir mekanda oturma şeklimiz, bir bina yada odanın düzenlenme ve ışıklandırılması yada en basidinden geç yada erken hareket etme en bariz örnekleridir ve bu yaptıklarımızla belkide farkında olmadan bir çok şeyi ifade etmişizdir.


Bir makam odasına girdigimizde makam koltugunun misafir koltuklarından yüksek olması otorite bakımından beden dilini çok güzel anlatmaktadır.Bu örnekleri hayatımızın bir çok anında verebilir ve görebiliriz.


Yani demek istediğim şudur ki beden dilini hiçbir zaman basite almamamlı, görmezlikten gelmemeliyiz.Bizler farkında olmadan karşımızdaki alıcıya birçok şey aktarmışızdır.
O yüzden beden dilinin kullanımına özen göstermeli,mesajımızı alıcıya tam ve dogru göndermeliyiz.


Yazar: Atilla ÇIKLAATLI

İletişimde Empati

Bugün iletişim kavramının tanımı konusunda bir görüş birliği sağlanamamıştır. Bunun nedeni ise iletişim hayatımızın her yönünde bulunmakta ve her insana göre farklı bir anlam ifade etmektedir.
Toplumdan topluma, bireyden bireye değişiklik gösteren bu kavram için şunu söyleyebilirim ki ortak bir kanı ve özellik göz önünde tutulmuştur.

 İletişim olgusu her şeyden önce en az iki kişiyi gerekli kılar. Tabi bu, kişi, grup, organizasyon, iş dünyası vb. için iletişim diye adlandırılabilinir.


İletişim rolünü hayatımızın en önemli ve en etkili faaliyeti olarak algılamamız gerekir desem sanırım yanlış söylemiş olmam. Yapılan bir araştırmada insanların zamanlarının ortalama % 75`ini iletişime ayırdıkları gözlemlenmiştir. Bu bağlamda hayatımızın rutin akışı içerisinde etkili ve sürekli işleyen bir iletişim rolünü üslenmekteyiz.


Diğer bir açıdan baktığımızda etkin bir iletişimde mutlaka geribildirim söz konusudur. Her iki tarafta iyi bir dinleyiciyse eğer geribildirim niteliği kaçınılmazdır. Sonra bu sürecin devamı olan empatik iletişime dikkat çekmek istiyorum. “Empati, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamaya çalışmaktır.” Zaten iletişimin amacı da bu değilmidir. Yani, kişinin kendisini başkasına anlatması, karşısındakinin onu doğru anlamasını sağlayıp, sonuç olarak bir anlaşmaya ulaşması.


Empati`nin karşısındaki insanın düşüncelerini paylaşma ve onun duygularını doğru olarak anlama olmak üzere iki boyutu bulunmaktadır. Eğer bu safhayı tam olarak yapmışsak empati başarılı olmuştur. Yani iletişim sürecimizde bir aksaklık olmadan sürmüş ya da sonuca ulaşmıştır.
Şunu belirtmek isterim ki özellikle Halkla İlişkiler alanında çalışanların karşısındakiyle konuşması sırasında çok etkili bir şekilde bu beceriye sahip olmalara gerekir. Çünkü iletişim Halkla İlişkiler`in kaçınılmaz ve en önemli unsurudur. Yani yaşantımızda iletişim yer yönüyle farklı bir şekilde karşımıza çıkabilir. Bu yüzden hayatımızın her anında iletişimde dikkat etmemiz gereken en önemli unsur empatinin sağlanmasıdır.


Eğer empatik iletişim kurmuşsak iletişim inanılmaz bir etkiye sahip olmuştur. Tıpkı Daniel Goleman`ın söylediği gibi “ Empati bizim sosyal radarımızdır.”

Yazar: Atilla ÇIKLAATLI

Reklam`a Giden Yol

Her şeyden önce reklamcılık dünyasının içinde bulunmak, bu atmosferde daha ilk adımda kendimize bir sıfat bulmamızla başlayacağını unutmamalıyız. Tabiî ki bu da kendi alanımızda bir yığın kitap bulup okumak ve öğrenmekle fakat sadece teoride kalmayıp uygulamakla olmaktadır.

Elbette ki ilk başlarda yapmış olduğumuz reklamlara şöyle bir göz attığımızda ilk çalışmalarımızın çoğunun pekte iyi olmadığını göreceğiz. Ama unutmamalıyız ki bir gün başarmaya başlayacağımız gün gelecektir. Tabi bu evreler devam ederken yakın çevremizdeki deneyimli insanların karşılaştığı bu tür sorunlarla nasıl mücadele ettiğini takip etmekte gerekir.
Hepimiz iyi biliriz ki bir ajansın yaratıcı bölümünde çalışmak düşünmekle geçen bir zamanı kapsar. Yani gerçeklerden bahsedecek olursam kariyerinizin dörtte birini ayaklarınız masa üstünde sohbet ederek oluşturmaktasınız. Önünüzde koca beyaz bir sayfa ve kara kalem, ürün ile ilgili bir reklam oluşturmaya çalışırız. Fakat bir marka ile çalışmaktayız; yeni olmadığı sürece bu marka tüm özelliklerini beraberinde bulundurur. Şunu unutmamalıyız ki “İyi reklam satışları artırır, mükemmel reklam fabrikalar kurdurur.”

Kalemi elinize almadan önce arka planda yapılması gereken işler vardır. Kalite her zaman isimden önce gelir. Bunu kendimizde yaşıyor ve biliyoruz ki bir şeyi seçerken daima kalite ön plandadır. Bu yüzden yapmamız gereken işlerden biride müşterilerimizin işini öğrenebildiğimiz kadar öğrenmektir. O ürünle bağdaşmalı onunla yaşamalıyız. Onun hakkında derinlemesine ve doyurucu bilgi sahibi olmalıyız.
Tabi bunun yanı sıra planlama çok önemlidir. Müşterilerinizin tüketicilerinde tanıya bildiğiniz kadar tanıyın. Tüketicilerin beklentilerini öğrenmek ve ona göre bir reklam oluşturmak ebetteki önemlidir.

Her zaman için stratejinin oluşturulduğu asıl toplantıda bulunun. Eger toplantıda sağlam bir düşünce yoksa iyi bir reklam yapmanız mümkün olmayacaktır. Ürünün konumlandırılmasını izlemek güçlü bir stratejide ısrarcı olmak önemlidir. Kesin bir stratejiye ihtiyacımız vardır. Stratejide önemli olan şudur ki bir ürün ya da herhangi bir şey hakkında soru yönelttiğimiz zaman hisleri A yönünde olan insanların hislerini B yönüne çevirmek önemlidir.
Bir reklam oluştururken söyleyeceğiniz şeyin önemli olmasına dikkat edin. Söyleyecekleriniz insanların dikkatini çekmeli. Reklama bakarken tüketici istediğini aradığını bulmalı herhangi biri için herhangi bir yerde, bir anlam taşımalı elbette.
Fokus gruplarla çalışmak reklamın kampanyasının tutup tutmayacağının kestirilmesinin en güzel yoludur. Çünkü orada reklam vereni gözlüyorsunuz. Bu yüzden Fokus gruplara ulaşmanızı öneriyorum.

Ayrıca reklamınızın yer alacağı yayınları kontrol edin. Hedef kitleniz neyi okuyor, neyi takip ediyor görün.
Son olarak rakiplerinizin reklamlarına bakın. Ormana sızın ve dalların bir parçası olun, bu sayede rakiplerinizin bulundukları yeri göreceksiniz. Evet, sıra sizde kalemin ucunu açın ve koyulun işe karşılarında kimin olduğunu görsünler…
Unutmayın “İyi reklam satışları artırır, mükemmel reklam fabrikalar kurdurur.(luke Sullivan)"


Yazar: Atilla ÇIKLAATLI